- in United States
- within Transport topic(s)
I. Giriş, Tarihçe ve Kavram
Yatırım mallarının kiralanması düşüncesi ilk örnekleri itibariyle eski Finikelilere dayanmakla birlikte modern anlamda finansal kiralamanın temelinin oluşumu 18.yy. sonları Büyük Buhranını (bkz. Adam Smith)1 işaret eder. Nitekim, bir çatı kavram olarak ortaya çıkan "Leasing" ile bu sistemin en yaygın kullanılan biçimi olması sebebiyle çoğu zaman birlikte anılan "Finansal Kiralama" kavramları Anglo- Amerikan hukuk sisteminin bir ürünüdür.
Türk Hukukunda ise finansal kiralama uygulamaları ilk kez 1980 sonrası gündeme gelmiş 3226 sayılı Mülga Finansal Kiralama Kanunu ile mevzuat temeline kavuşmuştur. Günümüzde, finansal piyasaların gelişimine paralel olarak yenilenen 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ("FFFK") yürürlüktedir.
Leasing sistemi, hızla değişen serbest piyasa koşullarına finansal anlamda uyum sağlamakta zorluk çeken ancak rekabetin dışında kalmak istemeyen işletmeler için, mülkiyetten ziyade "kullanım" odaklı bir mali çözüm yolu sunmaktadır. Bir diğer deyişle, kiracıya malın sadece ekonomik yararlılığı devredilmekte 2 ve sermaye yükü, mülkiyeti haiz olmanın külfetlerinden ari biçimde hafiflemektedir.
II. Finansal Kiralama Sözleşmesi: Tanım ve Unsurlar
Finansal kiralama sözleşmesi, FFFK 18. maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır:
"Finansal kiralama sözleşmesi; kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşmedir."
Kanuni düzenleme üç farklı finansal kiralama yöntemi ön görmekle birlikte finansal kiralama sözleşmesinin temelini kiralayanın bir malın ekonomik mülkiyetini3, her türlü faydayı sağlamak üzere ve kira bedeli karşılığında kiracıya devretmesi oluşturur. Buna göre (i) kiraya veren (ki bu ancak katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile finansal kiralama şirketlerini ifade eder)kiracının talep ve seçimi üzerine malı üçüncü kişiden satın alabilir; (ii) mal bizzat kiracıdan satın alınarak kiracıya kullandırılabilir (sale and lease back); (iii) kiralayanın daha önce mülkiyetine geçirdiği veya başka bir yolla temin ettiği bir mal finansal kiralama sözleşmesine konu edilebilir.
Finansal kiralama sözleşmesi türlerinden ilki, kiracının bizzat seçtiği ve talep ettiği ürünü, kiralayanın bir satıcıdan temin etmesidir. Bu yöntem uygulamada en sık rastlanılan yoldur4. Kural olarak bu yöntemde iki ayrı borç ilişkisi söz konusu olup bunlar; satıcı ile finansal kiralama şirketi arasındaki satış sözleşmesi ve finansal kiralama şirketi ile kiracı arasındaki kira sözleşmesidir. Bu noktada ise, ayıptan doğan seçimlik hakların ileri sürülmesinde borç ilişkisinin nisbiliği ilkesi önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, finansal kiralama sözleşmesi yoluyla kiralan malın ayıplı olması halinde seçimlik hakların hangi şart ve koşullarda ileri sürülebileceği ele alınmıştır.
III. Kiraya Verenin Ayıptan Sorumluluğu
İfade edildiği gibi uygulamada en sık rastlanan finansal kiralama yönteminde, mal çoğunlukla kiracı tarafından seçilip tespit edilmekle kiraya veren tarafından satıcıdan temin edilmektedir. Bu bağlamda, kiralananı satıcıdan temin eden kiraya verenin kiralanan ile ilişkisinin sınırlı olduğu5 kabul edilir. Gerçekten de kiraya veren, kiracının belirlediği ürünü kiracı ile satıcı arasında belirlenen şartlar ile satın almakta, malın kiracıya teslimi dahil süreç doğrudan satıcı ile kiracı arasında gerçekleştirilmektedir. Buna paralel olarak uygulamada akdedilen finansal kiralama sözleşmelerinde, kiracının kiralananın niteliği, özelliği, teslim, satın alma dahil olmak üzere koşullar üzerinde satıcı ile anlaşmış olduğuna dair taahhüt hükmüne yer verilmektedir.
Hal böyleyken, kiralananda bulunan bir ayıp dolayısıyla kiraya verenin sorumlu tutulması hakkaniyetle bağdaşmayacağı gibi leasing sistemi ile sağlanması hedeflenen finansman fonksiyonu işlevinin de aksine sonuç doğurur. Keza, FFK 24/6 maddesinde de kiralananın bir satıcıdan/ üreticiden veya kiracıdan temin edilmesi hallerinde kiraya verenin ayıptan sorumlu tutulamayacağı açıkça düzenlemiştir. O halde, kiraya verenin ayıptan sorumlu olduğu tek ihtimal, hali hazırda uhdesinde bulunan bir malı finansal kiralama sözleşmesine konu etmiş olmasıdır. Bir diğer anlatımla, kiralananın bir satıcı/ üreticiden ve kiracının seçimi üzere temin edildiği hallerde kiraya verenin ayıptan sorumluluğu bulunmamaktadır.
IV. Uygulamada Bir Çözüm Olarak Kiracıya Yetki Devri
Kiralananın bir satıcıdan temin edilmesi halinde kiraya verenin ayıptan sorumlu tutulamayacağı yukarıda açıklanmıştır. Bu kabul ile ifade etmek gerekir ki, kiralanandaki ayıptan satıcı sorumlu olacaktır. Satıcının bu sorumluluğu ise sözleşme tarafı kiraya verene karşı olup tam da bu noktada sözleşmenin nisbiliği ilkesi nedeniyle bir çözüm yoluna ihtiyaç duyulmuştur. Nitekim kiracının, satış sözleşmesine taraf olmamasına rağmen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ("TBK") m.219 vd. maddeleri uyarınca ayıba karşı tekeffül kaynaklı taleplerini satıcıya yöneltmesi sonucu meydana gelmektedir.
Bu sorun uygulamada, finansal kiralama sözleşmelerine eklenen "yetki devri" hükmü ile giderilmektedir. Anılan madde ile ayıba karşı kiraya verenin sorumlu olmayacağı, kiraya verenin satıcıya karşı olan haklarının kiracı tarafından kullanılacağı kararlaştırılmakla; bir nevi, ayıba karşı tekeffül hükümlerinin satıcıya karşı ileri sürülmesi yönünde kiracıya temsil6 yetkisi verilmektedir. Öyle ki doktrinde, finansal kiralama sözleşmesi kapsamında, kiraya verenin bu hakları devretme yönünde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2'den kaynaklı bir yan borcunun bulunduğu7 da kabul edilmektedir. Devre ilişkin bu akdi hükümlere dayalı olarak ise kiracının satıcıya karşı seçimlik haklarını ileri sürmesi, satıcı aleyhine dava açması ve bu hususta gerekli bilgi ve belgeleri kiraya verenden temin etmesi mümkün hale gelmiştir.
Nitekim Yargıtay da finansal kiralama şirketinin tarafı olduğu satış sözleşmesinden doğan haklarını kiracıya devrine yönelik akdi hükümleri geçerli kabul etmektedir ( bkz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2014/17447 E., 2015/3417 K.). Üstelik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi önüne gelen uyuşmazlıkta, traktörü finansal kiralama şirketinden satın alan kiracının kiraya veren tarafından kendisine yetki verilmemesi nedeniyle traktörün arızasından dolayı ithalatçı firma ve onun bayisine başvuramayacağına hükmetmiştir (bkz. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 2020/2806 E., 2021/1856 K.). O halde, kiraya verenin kiracıya bu hususta açık yetki vermemesi halinde kiracının satıcıya karşı taleplerini ileri sürmesi yahut dava açması mümkün değildir.
Bu noktada, anılan davanın açılabildiği ihtimalde gündeme gelecek bir sonraki adım ayıba karşı tekeffülden doğan seçimlik hakların kullanılabilmesi için gerekli ihbar ve muayene külfetlerinin yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesi olacaktır (yetki devri bulunmasına rağmen ihbar ve muayene külfetinin yerine getirilmemesine dayalı olarak davanın reddine yönelik Yargıtay. 19. Hukuk Dairesi, 2014/2605 E., 2014/4784 K.). Şüphesiz, gerekli külfetlerin yerine getirilmiş olması halinde ise TBK m.219 vd. hükümlerinde yer verilen zamanaşımı sürelerine uyulup uyulmadığı ise bir diğer değerlendirme konusu olacaktır.
V. Ayıptan Sorumluluğun Sonuçları ve Seçimlik Hakların Yetki Devrine Uygunluğu
Kiracı, satıcıya karşı kiraya veren ve satıcı arasındaki satış sözleşmesine dayalı olarak TBK m.229 vd. hükümlerine başvurabilir. Kiraya verenin kiracıya, bu seçimlik hakların kullanımı yönünde yetki devrinde bulunabileceği sabit olmakla "bedelde indirim" ve "sözleşmeden dönme" seçimlik haklarının bu devre uygun kabul edilip edilmediği doktrinde tartışmalıdır.
Yargıtay'ında kabulünde olan ağırlıklı görüş, bu hakların nitelik ve sonuçları itibariyle alacak hakkı oldukları ve kiracıya devredilebilecekleri yönündedir8.O halde kiracı, karşı kiralananın ayıplı olması nedeniyle satıcıya karşı satış bedelinin indirilmesi, satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesi, onarılması ve sözleşmeden dönme seçimlik haklarını kullanabilecektir.
Satış sözleşmesindeki sıfatı yönünden alıcı konumunda olan kiraya veren, TBK m.112 genel hükümler uyarınca sahip olduğu tazminat talebi hakkını da kiracıya devredebilir9. Bu noktada teknik anlamda bir alacak devri söz konusu olup devre ilişkin akdi hükümlerin TBK ilgili hükümlerinde ön görülen yazılı şekil şartına uygun yapılması gerekir.
VI. Sonuç
Finansal kiralama sözleşmelerinde ayıplı mala ilişkin seçimlik hakların kullanılması, yapının niteliği ve borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesi nedeniyle satış sözleşmelerine göre farklı bir görünüm sergilemektedir. Kiralananın kiracının talep ve seçimi üzerine üçüncü kişiden temin edildiği yaygın modelde, kiraya verenin fonksiyonu esasen finansman sağlamakla sınırlı olup sözleşme konusu mala ilişkin ayıplarından satıcının sorumlu olduğu kabul edilir. Bu durumda kiracının TBK m. 219 vd. hükümlerine dayanan seçimlik haklarını doğrudan satıcıya yöneltmesi, satış sözleşmesinin tarafı olmaması sebebiyle ancak kiraya veren tarafından açık bir yetki devrinin yapılması halinde mümkündür. Yargıtay da bu yaklaşımı benimsemekte ve yetki verilmediği sürece kiracının satıcıya başvuramayacağını içtihat etmektedir. Bunun yanında, kiracının ayıp ihbarı, muayene külfetleri ve zamanaşımı sürelerine riayet etmesi seçimlik hakların kullanılabilmesinin zorunlu koşullarıdır. Sonuç olarak, finansal kiralama ilişkilerinde ayıptan doğan taleplerin ileri sürülebilmesi, kiraya verenin açık yetki devri içeren sözleşmesel düzenlemelerine ve kiracının ayıp rejimine ilişkin yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmesine bağlı olup bu şartlar sağlandığında finansal kiralamanın finansman ve kullanım işlevleri arasında dengeli bir çözüm elde edilmektedir.
Footnotes
1. Türkan Kırmızıtaş, 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'na Göre Finansal Kiralama Sözleşmesi (Yüksek Lisans Tezi, Başkent Üniversitesi,2016, s.5)
2. İlhan Yıldırım, Türkiye'de Finansal Kiralama Yoluyla Gayrimenkul Finansmanı ve Uygulamalarının Analizi (Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, 2023)
3. Kuntalp, Leasing, s. 29-30; Yavuz/ Acar/ Özen, s. 437; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2008/21-535, K. 2008/586, 08.10.2008
4. Sadullah Evliyaoğlu, Finansal Kiralama Sözleşmelerinde Kiralananın Bir Satıcıdan Temin Edildiği Hallerde Satıcının Ayıptan Sorumluluğu (EBYÜ-HFD, C. 29, S. 1, Haziran 2025, s.25)
5. Bilgehan Çetiner, 6361 Sayılı Kanun ile Finansal Kiralama Sözleşmelerine İlişkin Getirilen Yeni Düzenlemeler (Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, S. 13, 2013, s. 77); Topuz, Finansal Kiralama (Leasing) Sözleşmesi, s. 351
6. Kocaağa, s. 111; Altop, s. 14
7. Barış Demirsatan, Finansal Kiralamada Kiralananın Ayıbı Nedeniyle Kiracının Başvurabileceği Haklar, 2025, s.139
8. Sadullah Evliyaoğlu, Finansal Kiralama Sözleşmesinde Kiraya Verenin Ayıptan Sorumluluğu (Doktora Tezi, Kocaeli Üniversitesi, 2025, s.119)
9. Barış Demirsatan, Finansal Kiralamada Kiralananın Ayıbı Nedeniyle Kiracının Başvurabileceği Haklar, 2025, s.121
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.