İnşaat uyuşmazlıklarında karşılaşılan taleplerden biri de taşeronlar tarafından işverene karşı yöneltilen zarar talepleridir. Bu taleplere örnek olarak işverenin sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle taşeronun çektiği krediler faizleri, ödeyemediği SGK ve vergi borçlarından doğan gecikme zamları ve cezaları, maaşların ödenememesi sebebiyle ortaya çıkan işçilik alacakları, faizleri ve yargılama masrafları gösterilebilir.
Normal şartlarda taşeronun para alacağına karşı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun veya eğer sözleşmede belirlenmişse sözleşmede belirtilen temerrüt faizinin ismi gereği sözleşmesel yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zararı karşılamak amacıyla bulunduğu bir gerçektir. Ne var ki, ticari hayatta ve enflasyonun arttığı, ekonomik koşulların değiştiği durumlarda temerrüt faizinin alacaklının zararını karşılamadığı durumlara sıkça rastlanmaktadır.
Munzam zarar (aşkın zarar), Türk Borçlar Kanunu madde 122 uyarınca, borçlunun para borcunu geç ödemesi nedeniyle alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan ek zararıdır. Bu durumda munzam zarardan söz edilebilmesi için ortada bir para alacağının bulunması, borçlunun para alacağını ödemede temerrüte düşmüş olması, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması ve zarar ile temerrüt arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Ek olarak, bu zarar davada belirlenebiliyorsa esas hakkında karar veren hakim bu zararın miktarına da hükmeder. Bu durumda munzar zarar, taraflar arasındaki temel ilişkiden bağımsızdır.1
Ancak tahkim şartı, munzam zararın aksine temel ilişki ile doğrudan bağlantılıdır. Zira taraflarca tahkim sözleşmesi yapılırken tahkime konu yapılacak uyuşmazlığın belirli olması, uyuşmazlığın hangi hukuki işlemden kaynaklandığının taraflarca bilinmesi gerekir. Dolayısıyla tahkimde belirlilik ilkesi esas olduğundan belirli bir uyuşmazlık olmadan tahkim sözleşmesinin yapılması mümkün olmayacaktır. Bu durumda henüz uyuşmazlık (munzam zarar talepli) ortaya çıkmadan önce taraflarca yapılan sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların tahkimde çözümleneceğine ilişkin tahkim sözleşmesi munzam zararı kapsamayacaktır. Böyle bir durumda genel mahkemeler söz konusu uyuşmazlığı çözmede yetkili olacaktır. Munzam zarar talepli bir davada tahkim yoluna gidebilmesi ise ancak uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra tarafların karşılıklı anlaşması halinde mümkün olacaktır.2
Sonuç olarak her ne kadar taşeron ve işveren arasındaki sözleşmede tahkim şartı bulunsa da veya uyuşmazlık öncesinde taraflar arasında temel ilişkiden (sözleşmeden doğan) tahkim anlaşması bulunsa da munzam zararın talep edilmesi halinde tahkim sözleşmesi munzam zarar talebini kapsamayacaktır. Munzam zarara ilişkin uyuşmazlıkta genel mahkemeler yetkili olacaktır.
Footnotes
1 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05.2.2014, 2013/19-201 E.,2014/58 K.
2 Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2024/1071 E., 2025/1519 K.,11.03.2025
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.