ARTICLE
1 April 2026

05/03/2026 Tarihli Resmi Gazete’de Yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Hakkında

TA
Tunca Attorney Partnership

Contributor

Established by Sidar Tunca in 2006, Tunca Attorney Partnership provides service with more than 70 employees to the clients operating in various national and international sectors. Tunca Attorney Partnership, having a trustworthy business network in Turkey, notably in Ankara, İstanbul and İzmir, offers consultancy service for international companies which are leaders in their sectors in almost every continent including especially Europe, Asia and the Middle East.

Tunca family continues to stand for the sophistication and preventive law service with its mission to educate young and idealist lawyers and provide occupation, and to create an understanding which contributes to an egalitarian, accessible and fair judicial system.

05/03/2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (“ÇED”)Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 29/07/2022...
Turkey Environment
Tunca Attorney Partnership are most popular:
  • within Real Estate and Construction topic(s)

I. GİRİŞ

05/03/2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (“ÇED”)Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 29/07/2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin (“Yönetmelik”) çeşitli maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.

ÇED rejimi, çevre hukukunun en temel mevzuatı olup, çevreye önemli etkileri olabilecek faaliyetlerin gerçekleştirilmesinden evvel bilimsel ve teknik bir süreç içerisinde değerlendirilmesini amaçlamaktadır. ÇED mekanizması, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının bir yansıması olup idareye çevreyi koruma yönünde pozitif yükümlülükler yüklemektedir.  Bu çerçevede ÇED Yönetmeliği’nde yapılan son değişiklikler çevre koruma rejiminin etkinliği bakımından önemli yapısal sonuçlar doğurabilecek öneme sahiptir.

II. DEĞİŞİKLİKLER HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER

Yönetmeliğin 4. maddesinde ve 5. maddesinde yapılan değişiklikler sonucunda “ÇED Gereklidir” ya da  “ÇED Gerekli Değildir” ibaresinin kaldırılması ve yerine “ÇED Olumlu” ile “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” ibarelerinin eklenmesi, en temel yeniliklerden biri olarak ortaya çıkmaktadır . İçerik itibarıyla aynı olsa da  bu değişiklik ile, Ek-2 kapsamındaki projeler bakımından proje tanıtım dosyası üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda “ÇED Olumlu” ya da “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararlarının verilmesi öngörülmüştür. Tanımlar da bu çerçevede revize edilmiştir. Ek-2 deki projeler konusunda Valiliğe yetki devri yapılabilmesi uygulaması devam ettirilmiştir.

Yönetmeliğin 17. maddesindeki değişiklikler ile aynı yönde düzenlemeler yapılarak “Çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projeler” için verilen “ÇED Olumlu” ve “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararlarının hukuki çerçevesini netleştirmiştir. “ÇED Olumlu” kararı, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararıdır. “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararı, ön inceleme ve değerlendirme süreci sonunda, projenin çevresel etkilerinin daha detaylı bir ÇED raporu ile incelenmesi gerektiği sonucuna varıldığında verilen bir karardır. “ÇED Olumlu” kararları için 5 iş günlük karar verme süresi, 5 yıllık geçerlilik süresi (mücbir sebep olmaksızın yatırıma başlanmaması halinde geçersiz sayılma) ve ilgili diğer kurumların izleme/denetim sorumluluğu getirilmiştir. “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararı ise, projenin daha detaylı bir ÇED sürecine tabi tutulması gerektiğini belirten bir ara karar niteliğindedir. “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” kararı verilen projeler için ÇED başvuru dosyası hazırlanarak Bakanlığa başvuru yapılması gerekir. Bu, Yönetmeliğin 7. maddesi uyarınca ÇED raporu hazırlanması zorunlu olan projeler arasına girdiği anlamına gelmektedir. [

ÇED Yönetmeliği'nin 8. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikler, eksikliklerin tamamlanması için verilen süre “1 ay”  yerine “30 takvim günü” şeklinde değiştirilmiş ve bu süreyi “yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların kullanacağı toplam süre” olarak netleştirerek ÇED sürecinde kesinlik, hız ve sorumluluk ilkelerini pekiştirmiştir. Bu düzenleme, yetkili kurum/kuruluşların ÇED dosyalarını daha ilk aşamada eksiksiz hazırlama yükümlülüğünü artırırken, eksikliklerin zamanında giderilmemesi halinde ÇED sürecinin sonlandırılması gibi ciddi bir yaptırımı da beraberinde getirmektedir.

Yeni ÇED Yönetmeliği'nin 9. maddesinde yapılan değişiklikler, halkın katılımı toplantılarına proje sahibi ya da yetkili temsilcisinin katılımını zorunlu kılarak temsil esnekliği getirmiş, ancak katılımın sağlanmaması halinde ÇED sürecinin sonlandırılması gibi ağır bir yaptırım öngörmüştür. Toplantıların internet, askıda ilan ve anons gibi çeşitli yöntemlerle duyurulması, halkın bilgilendirilmesi ve katılımının etkinliğini artırmayı hedeflemektedir. Ayrıca, proje yeri inceleme ve toplantı tutanaklarının e-ÇED sistemine yüklenmesi zorunluluğu, sürecin dijitalleşmesini, şeffaflığını ve denetlenebilirliğini güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

ÇED Yönetmeliği'nin 10. maddesindeki değişiklikler, ÇED raporu özel formatının e-ÇED sistemine yüklenmesi ve bedelinin ödenmesi için 30 takvim günü, özel formatın Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca (“Bakanlık”) verilmesi için 7 iş günü ve ÇED raporunun sunulması için 1 yıl (bir defaya mahsus 180 gün ek süre imkanıyla) gibi kesin süreler getirmiştir. Bu sürelere uyulmaması halinde ÇED süreci sonlandırılacaktır. Bu düzenlemeler, sürecin dijitalleşmesini, hızlandırılmasını ve katılımcıların sorumluluklarını netleştirmeyi amaçlamaktadır. Sürelerin hak düşürücü nitelikte olması, proje sahiplerinin ve yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların ÇED sürecindeki yükümlülüklerini daha dikkatli yerine getirmelerini gerektirmektedir. Mücbir sebep veya idarenin kusurundan kaynaklanan gecikmeler, yargı kararlarıyla istisna olarak kabul edilebilse de, bu durumların somut ve öngörülemez nitelikte olması ve gerekli başvuruların zamanında yapılması önem taşımaktadır.

ÇED Yönetmeliği'nin 11. maddesinde yapılan değişiklikler, ÇED raporu hazırlama yetkisini "Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara" atfederek sorumluluk alanını genişletmiş ve netleştirmiştir.  Ayrıca, “Toplantı, Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasında ilan edilir. Ayrıca il müdürlüğü tarafından projeden en çok etkilenmesi beklenen yerlerde gerekli yazışmalar yapılarak askıda ilan veya anons yoluyla da halka duyurulur. Toplantıya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar ile proje sahibi ya da yetkili temsilcisinin katılımının olmaması durumunda toplantı bir defaya mahsus ertelenir ve Bakanlıkça belirlenen yeni bir tarihte toplantı düzenlenir. Yeni tarihte düzenlenen toplantıya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar ile proje sahibi ya da yetkili temsilcisinin ikinci defa katılımının olmaması durumunda ÇED süreci sonlandırılır.” şeklinde düzenleme getirilerek, halkın katılımı ve bilgilendirilmesi süreçlerinde yerel idarenin rolü ve sorumluluğu güçlendirilmiş, böylece usul hatalarından kaynaklanabilecek hukuki risklerin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.

ÇED Yönetmeliği'nin 12. maddesindeki değişiklikler, ÇED raporunun incelenmesi amacıyla Bakanlık nezdinde kurulan Komisyonun (“Komisyon”) çalışma usulünü sadeleştirmiş, komisyon üyelerinin görüşlerini e-ÇED sistemine yükleme zorunluluğu getirerek şeffaflığı ve dijitalleşmeyi artırmıştır. Proje sahibi/temsilcisi ve yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların komisyon toplantılarına katılımını zorunlu kılarak, ikinci kez katılım sağlanmaması halinde ÇED sürecinin sonlandırılması gibi ciddi bir yaptırım öngörmüştür. Ayrıca, komisyon toplantılarının elektronik ortamda da yapılabilmesine imkân tanınmıştır. Süreci durdurulan projelerde eksikliklerin tamamlanması için 180 takvim günü ve ikinci süreç durdurma işleminden sonra ÇED raporunun sunulması için 90 takvim günü gibi kesin süreler belirlenmiş, bu sürelere uyulmaması halinde ÇED sürecinin sonlandırılması hükme bağlanmıştır.

ÇED Yönetmeliği'nin 13. maddesindeki değişiklikler, Komisyonca son şekli verilen ÇED raporunun 10 takvim günü içerisinde sunulmasını ve iade edilen rapordaki eksikliklerin 60 takvim günü içerisinde tamamlanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu süreler, hak düşürücü nitelikte olup, özellikle eksiklik giderme süresi “toplam süre” olarak belirlenerek yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların sorumluluğunu artırmaktadır. Bu sürelere uyulmaması halinde ÇED süreci sonlandırılacaktır. Proje sahipleri, yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların kusurlu davranışları nedeniyle uğradıkları zararlar için Türk Borçlar Kanunu kapsamında rücu hakkına sahip olabilirler. ÇED sürecinin sonlandırılması kararlarında idarenin gerekçeli hareket etme yükümlülüğü ve yargısal denetimin titizliği, bu tür kararların hukuka uygunluğunun temelini oluşturmaktadır. Mücbir sebep veya idarenin kusuru, bu kesin sürelerin istisnası olarak değerlendirilebilse de bu iddiaların somut ve öngörülemez nitelikte olması gerekmektedir.

ÇED Yönetmeliği'nin 14. maddesindeki değişiklikler, “ÇED Olumlu” kararı sonrası sunulması gereken belgelerin (taahhüt yazısı, imza sirküleri, onaylı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi) kesinliğini artırmış ve bu belgelerin 5 iş günü içerisinde sunulmaması halinde ÇED sürecinin sonlandırılacağını hükme bağlamıştır. Bu 5 iş günlük süre, yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların kullanacağı toplam süreyi ifade etmektedir. Ayrıca, “ÇED Olumlu” kararı verilen projelerde, komisyon üyesi diğer kamu kurumlarının da kendi mevzuatları kapsamında izleme ve denetim yapma, taahhüt aykırılıklarını Bakanlığa bildirme sorumluluğu getirilmiştir. Bu bildirimler üzerine, 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca idari para cezaları ve yatırımın durdurulması gibi yaptırımlar uygulanabilecektir. Bu düzenlemeler, ÇED sürecinin kararlar sonrası izlenmesini ve denetimini güçlendirerek, çevresel taahhütlerin daha etkin bir şekilde yerine getirilmesini ve hukuki güvenliğin artırılmasını amaçlamaktadır.

ÇED Yönetmeliği'nin 18. maddesindeki değişiklikler, Bakanlığın “ÇED Olumlu” kararı verilen projelerde nihai ÇED raporu veya proje tanıtım dosyasındaki taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini izleme, kontrol etme ve denetleme yetkisini genişletmiştir. Bu yetki, proje ilerleme raporlarında belirtilen iş ve işlemlerin doğruluğunun kontrolünü de içermektedir. “ÇED Gerekli Değildir” ibaresinin yürürlükten kaldırılmasıyla, Bakanlığın 18. madde kapsamındaki izleme odağı “ÇED Olumlu” kararı verilen projelere yoğunlaşmıştır. Ayrıca, proje ilerleme raporu hazırlama yükümlülüğünün ÇED raporu hazırlanarak “ÇED Olumlu” kararı verilen projeler için geçerli olduğu netleştirilmiştir. Bu düzenlemeler, ÇED sonrası izleme ve denetim mekanizmalarını güçlendirerek, çevresel taahhütlerin daha etkin bir şekilde yerine getirilmesini ve raporlardaki bilgilerin doğruluğunun güvence altına alınmasını amaçlamaktadır.

ÇED Yönetmeliği'nin 19. maddesindeki değişiklikler, “ÇED Olumlu” kararı alınmadan başlanan faaliyetlere yönelik yaptırımları güçlendirmiş ve yetki paylaşımını netleştirmiştir. Ek-1 projeleri için Bakanlık/il müdürlüğü, Ek-2 projeleri için mahallin en büyük mülki amiri tarafından süre verilmeksizin durdurma kararı verilecektir.  “ÇED Olumlu” kararı alınmadıkça durdurma kaldırılmaz ve yatırımcı faaliyet alanını eski haline getirmekle yükümlüdür. Bu konuda 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca idari para cezaları uygulanacaktır.

ÇED Yönetmeliği'nin 21. maddesindeki değişiklikler, proje sahibinin değişmesi, projenin devri veya unvan değişikliği durumlarında 90 takvim günü içerisinde ilgili il müdürlüğüne bildirim yapılması ve belirli belgelerin sunulması yükümlülüğünü getirmektedir. Bu belgeler arasında noter onaylı devir sözleşmesi, tapu senedi, taahhütname, imza sirküleri ve onaylı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi yer almaktadır. En önemlisi, devir veya unvan değişikliği tarihinden itibaren projenin önceki sahibinin tüm çevresel taahhüt ve yükümlülükleri başka bir işleme gerek kalmaksızın projenin yeni sahibi tarafından üstlenilmiş sayılacaktır (külli halefiyet ilkesi). Başvuruların değerlendirilmesi, il müdürlüğünce yerinde incelemeyi müteakip yapılacaktır. 90 günlük bildirim süresine uyulmaması halinde Yönetmelik doğrudan bir yaptırım öngörmese de bu durum idari para cezası veya ÇED kararının geçerliliğinin sorgulanması gibi dolaylı hukuki sonuçlara yol açabilir. Yeni proje sahibi, devirle birlikte önceki döneme ait çevresel ihlallerden ve idari para cezalarından müteselsilen sorumlu olabilecektir. Bu düzenlemeler, çevresel sorumluluğun kesintisiz devamlılığını, hukuki güvenliği ve idari süreçlerde şeffaflığı sağlamayı hedeflemektedir.

ÇED Yönetmeliği'nin 24. maddesindeki değişiklikler, çevresel etki değerlendirme süreçlerine esneklik ve özelleştirme getirmektedir. “Kuraklık" ibaresinin eklenmesiyle, bu tür acil durum projeleri için Bakanlıkça özel yöntemler belirlenebilecektir. Kültür ve turizm koruma/gelişim bölgeleri ile kentsel yoğunluklu alanlardaki mevcut turizm tesisleri ve kapasite artışları için de Bakanlıkça özel bir ÇED yöntemi uygulanacaktır. Son olarak, "ÇED Olumlu" kararı bulunan projelerde, kapasite artışı olmaksızın ana veya yardımcı ünitelerde yapılacak alansal revizyonlar, proje revizyon başvuru bedeli ödenmesi karşılığında Bakanlıkça belirlenecek özel bir yöntemle değerlendirilecektir.

ÇED Yönetmeliği'nin geçici 1. maddesine eklenen ikinci fıkra, 19.07.2025 tarihli ve 7554 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce Ek-2 kapsamında "ÇED Gerekli Değildir" kararı almış ve geçerliliği devam eden projeleri, yeni Yönetmeliğin dördüncü, beşinci ve altıncı bölümlerinde yer alan “ÇED Olumlu” kararı kapsamındaki hükümlere tabi kılmaktadır. Bu değişiklik, bu projeler için daha sıkı izleme, denetim, süre yönetimi (örneğin 5 yıllık yatırıma başlama süresi) ve yaptırım rejimlerinin uygulanacağı anlamına gelmektedir. Amaç, çevresel koruma standartlarını yükseltmek ve geçmiş kararların güncel çevre mevzuatına uyumunu sağlamaktır. Bu durum, kazanılmış haklar ve hukuki güvenlik ilkeleri açısından değerlendirildiğinde, idarenin kamu yararı ve çevrenin korunması ilkeleri doğrultusunda hareket etme yetkisinin bir tezahürü olarak karşımıza çıkmakta, ancak yargısal denetimde ölçülülük ve orantılılık ilkelerinin gözetilmesi önem arz etmektedir. Bu geçiş hükmü, özellikle atıl kalmış veya çevresel etkileri zamanla değişmiş eski projelerin yeniden değerlendirilmesini ve çevresel taahhütlerin daha etkin bir şekilde yerine getirilmesini sağlayacaktır.

ÇED Yönetmeliği'nin geçici 2. maddesinin başlığının “Muafiyet hakkı olan projeler” olarak değiştirilmesi, belirli koşulları sağlayan projeler için ÇED yükümlülüğünden muafiyetin yasal bir hak olduğunu vurgulamaktadır. Bu hak, 07/02/1993 tarihinden önce üretime/işletmeye başlayan projeler ile 23/6/1997 tarihinden önce kamu yatırım programına alınan ve 29/05/2013 tarihi itibarıyla üretime başlayan projeler için geçerlidir. Ancak, bu muafiyet hakkı mutlak değildir; kapasite artırımı, alan genişletilmesi veya projenin çevresel etkilerini değiştirecek diğer önemli değişiklikler yapılması halinde, ÇED süreci yeniden zorunlu hale gelebilir. Yargı kararları da bu muafiyetin sınırlarını ve kazanılmış hakların çevresel koruma ilkesi karşısındaki durumunu netleştirmekte, özellikle fiili faaliyete başlama koşulunun önemini vurgulamaktadır.

ÇED Yönetmeliği'nin EK-1 listesinde yapılan düzenlemeler, ÇED'e tabi projelerin kapsamını genişletmiş ve mevcut eşik değerleri güncellemiştir. Başlıca değişiklikler arasında demiryolu hatları, havaalanları, erişme kontrollü karayollarında 20 km üzeri şerit ekleme/güzergah değişikliği ve 70 km üzeri demiryolu hat çoğaltılması gibi ulaştırma altyapısı projeleri; ticari amaçlı limanlar, 24 metre üzeri yat/tekne hizmet tesisleri ve 200.000 m³ üzeri dip tarama projeleri gibi deniz yapıları ve faaliyetleri; tehlikeli atıkların termal, kimyasal veya biyolojik yöntemlerle bertaraf edildiği tesisler; biyokütle enerji santralleri; 50.000 m³/gün ve üzeri atık su arıtma ve derin deniz deşarjı projeleri; 5.000 baş ve üzeri büyükbaş hayvancılık tesisleri (deve, at, eşek eşdeğeri dahil); 25.000 ton/yıl ve üzeri maya fabrikaları; 25 hektar ve üzeri açık maden işletmeleri, fiziksel yöntemler hariç cevher zenginleştirme tesisleri ve 400.000 ton/yıl üzeri kırma/eleme tesisleri gibi madencilik projeleri; 25 hektar üzeri arazi ve 2 hektar üzeri yüzer güneş enerji santralleri yer almaktadır. Ayrıca gemi söküm/geri dönüşüm, alkollü içecek, sos, su ürünleri işleme, rendering, peynir altı suyu işleme, çikolata ve hayvansal ürün işleme tesisleri gibi yeni sektörler de belirli kapasite eşik değerleriyle ÇED kapsamına alınmıştır. Bu değişiklikler, çevresel koruma standartlarını yükseltmeyi, yeni teknolojilere ve sektördeki gelişmelere uyum sağlamayı, kümülatif etkileri daha etkin değerlendirmeyi ve çevresel sorumlulukları daha belirgin hale getirmeyi amaçlamaktadır.

ÇED Yönetmeliği'nin EK-2 listesinde yapılan düzenlemeler, “Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeler”in kapsamını genişletmiş ve eşik değerleri güncellemiştir. Kimyasal reaksiyonla üretimler, 500 m³ üzeri tehlikeli madde depolama, günlük 1 ton üzeri elastomer üretimi, tehlikeli/tehlikesiz atık geri kazanım ve biyobozunur atık işleme tesisleri (günlük 1 ton üzeri), biyokütle yakma tesisleri (1 ton/gün üzeri), klinker öğütme ve 5 ton/gün üzeri mikronize öğütme tesisleri (maden ruhsat sahası dışı), 5 ton/yıl üzeri bitkisel yağ, 10 ton/gün üzeri hayvansal ürün işleme, 5 ton/gün üzeri şekerleme/kakaolu ürün üretimi, 30 ton/yıl üzeri su ürünleri işleme tesisleri, balıkçı barınakları, 20 km üzeri karayolu/demiryolu güzergah değişiklikleri, 5 m üzeri ve 24 m altı yat/tekne hizmetleri, 200.000 m³ altı dip tarama projeleri, 7,5 hektar üzeri arazi ve 2 hektara kadar yüzer güneş enerji santralleri, petrol / doğalgaz / kayagazı / jeotermal kaynak çıkarma ve arama projeleri (sismik vb. hariç), 30.000 m³/gün üzeri atık su arıtma ve tüm derin deniz deşarjı projeleri, 30 ton/yıl üzeri su ürünleri yetiştiriciliği (kültür balıkçılığı hariç), 1 adet türbin ve üzeri rüzgar enerji santralleri, 100.000 ton/yıl üzeri hayvan yemi üretimi ve balık ağı yıkama tesisleri bu kapsamda değerlendirilecektir. Bu değişiklikler, çevresel koruma standartlarını yükseltmeyi, daha küçük ölçekli ancak potansiyel etkileri olan projeleri ÇED sürecine dahil etmeyi ve sektördeki gelişmelere uyum sağlamayı amaçlamaktadır.

EK-2 listesinde yapılan bu kapsamlı değişiklikler, ÇED Yönetmeliği'nin daha geniş bir proje yelpazesini çevresel etki değerlendirme sürecine dahil etme ve bu projelerin çevresel etkilerini daha erken aşamada ve detaylı bir şekilde inceleme amacını yansıtmaktadır. Özellikle eşik değerlerin düşürülmesi veya belirli faaliyetlerin doğrudan kapsama alınması, çevresel koruma standartlarının yükseltildiğini göstermektedir. Bu değişiklikler, proje sahipleri ve yatırımcılar için, daha önce ÇED kapsamı dışında kalabilen projelerin artık ön inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulabileceği anlamına gelmektedir. Bu durum, projelerin planlama aşamasında çevresel faktörlerin daha dikkatli bir şekilde ele alınmasını ve Proje Tanıtım Dosyalarının daha titizlikle hazırlanmasını gerektirecektir. Yargı kararları da bu yönde, ÇED süreçlerinde bilimsel ve teknik yeterliliğin, kümülatif etkilerin değerlendirilmesinin ve çevresel taahhütlere uyumun önemini sürekli olarak vurgulamaktadır.

ÇED Yönetmeliği'nin EK-5 Duyarlı Yöreler listesinde yapılan değişiklikler, içme-kullanma suyu havzalarının korunmasına yönelik mevcut mevzuatın (İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik) doğrudan ve bütüncül bir şekilde ÇED süreçlerine entegre edildiğini netleştirmektedir. Bu, mutlak, kısa, orta ve uzun mesafeli koruma alanlarındaki tüm yasak ve kısıtlamaların ÇED değerlendirmelerinde dikkate alınmasını zorunlu kılmaktadır. Eklenen yeni tanım ise hem yerüstü hem de yeraltı suyu kaynaklarının tabii su toplama alanlarını kapsayarak, bu alanlardaki projelere özel bir hassasiyetle yaklaşılmasını gerektirmektedir. Yargı kararları, içme suyu havzaları gibi duyarlı yörelerdeki projeler için ÇED kararlarının bilimsel ve teknik yeterliliğini, kümülatif etki analizini, yerel halkın su ihtiyacını ve yasal kısıtlamalara uyumu titizlikle denetlemekte, bu hususlardaki eksikliklerin ÇED kararlarının iptaline yol açabileceğini göstermektedir. Bu değişiklikler, su kaynaklarının korunması ve çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada daha etkin bir denetim mekanizması sağlamayı amaçlamaktadır.

III. SONUÇ

Sonuç itibarıyla, ÇED Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler değerlendirildiğinde;

i. En önemli tanımlar revize edilmiş, Yönetmelikte daha önce yer alan “ÇED Gerekli Değildir” ve “ÇED Gereklidir” ifadeleri yerine yeni düzenleme çerçevesinde “ÇED Olumlu” ile “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” ifadeleri kullanılmıştır.

ii. ÇED sürecine ilişkin tüm iş ve işlemlerin Çevrimiçi ÇED Süreci Yönetim Sistemi (e-ÇED) üzerinden yürütülmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu, süreçlerin hızlanmasını, bilgiye erişimin kolaylaşmasını ve şeffaflığın artmasını sağlayacaktır. Birçok idari süre “1 ay” gibi genel ifadelerden “30 takvim günü” gibi kesin ifadelere dönüştürülmüştür.  Eksikliklerin giderilmesi için verilen sürelerin, yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların kullanacağı “toplam süre” olduğu belirtilmiştir. Belirtilen sürelere uyulmaması halinde ÇED sürecinin doğrudan sonlandırılması gibi katı yaptırımlar getirilmiştir. Halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılımı toplantıları ile Komisyon toplantılarına proje sahibi/yetkili temsilcisi ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların katılımı zorunlu hale getirilmiştir. İlk defa katılım sağlanmaması halinde toplantı ertelenirken, ikinci defa katılım sağlanmaması durumunda ÇED süreci sonlandırılacaktır. Gerekli hallerde komisyon toplantılarının video konferans gibi elektronik ortamda da yapılabileceği düzenlenmiştir.

iii. "ÇED Olumlu" kararı verilen projelerin sahipleri, komisyonca belirlenen periyotlarda yatırımda kaydedilen gelişmeleri içeren proje ilerleme raporunu, Bakanlıkça yeterlik verilen ve projenin ÇED raporunu hazırlamayan kurum/kuruluşlara hazırlatarak elektronik sisteme yüklemek ve Bakanlık denetimlerinde sunmakla yükümlü kılınmıştır. “ÇED Olumlu” kararı alınmadan başlanan faaliyetler, projenin niteliğine göre Bakanlık/il müdürlüğü veya mahallin en büyük mülki amiri tarafından süre verilmeksizin durdurulacaktır. “ÇED Olumlu” kararı verilen projelerde, ilgili kurum/kuruluşların da kendi mevzuatları kapsamında izin işlemleri ile izleme ve denetim faaliyetlerini gerçekleştirme sorumluluğu bulunmakta olup, taahhütlere aykırı işlem yapıldığının bildirilmesi halinde 2872 sayılı Çevre Kanunu'na göre işlem tesis edilecektir

iv. Ulaştırma altyapısı (demiryolları, havaalanları, büyük karayolu değişiklikleri), deniz yapıları ve deniz faaliyetleri (ticari limanlar, büyük yat/tekne hizmetleri, büyük dip tarama), tehlikeli atık bertarafı, biyokütle enerji santralleri, büyük kapasiteli atık su arıtma ve derin deniz deşarjı, büyükbaş hayvancılık, büyük ölçekli madencilik (açık işletmeler, cevher zenginleştirme), büyük ölçekli güneş enerji santralleri (25 hektar üzeri arazi, 2 hektar üzeri yüzer) gibi birçok sektörde eşik değerler düşürülmüş veya yeni proje türleri eklenmiştir. Gemi söküm/geri dönüşüm, rendering, balık unu/yağı gibi çevresel risk taşıyan yeni sektörler de EK-1 kapsamına alınmıştır.

v. Kimyasal üretimler, tehlikeli madde depolama, atık geri kazanım ve biyobozunur atık işleme tesisleri (daha düşük kapasitelerde), tekstil sektöründeki kimyasal işlemler, daha küçük ölçekli madencilik, gıda sanayii (bitkisel yağ, hayvansal ürün işleme, şekerleme, kakaolu ürün), küçük ölçekli ulaştırma ve deniz yapıları değişiklikleri, daha küçük ölçekli güneş enerji santralleri (7.5 hektar üzeri arazi, 2 hektara kadar yüzer), tüm derin deniz deşarjı projeleri (kapasiteye bakılmaksızın) ve 1 adet türbin ve üzeri rüzgâr enerji santralleri gibi daha geniş bir proje yelpazesi EK-2 kapsamına alınmıştır.

vi. EK-5'teki Duyarlı Yöreler listesine “İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelikte belirtilen alanlar” ve “İçme-kullanma suyu havzaları koruma alanları” (yerüstü ve yeraltı suyu kaynaklarının tabii su toplama alanları) açıkça dahil edilmiştir . Bu, su kaynaklarının korunmasına yönelik hassasiyeti artırarak bu alanlardaki projelere özel bir değerlendirme getirmektedir.

vii. Genel olarak, 05.03.2026 tarihli yeni ÇED Yönetmeliği, çevresel etki değerlendirme sistemini daha katılımcı, şeffaf, dijital ve hesap verebilir hale getirmeyi amaçlayan kapsamlı bir düzenlemedir. Proje sahipleri, yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar ve ilgili kamu kurumları için süreçleri daha net, süreleri daha kesin ve yaptırımları daha ağır hale getirerek, çevresel taahhütlerin etkin bir şekilde yerine getirilmesini ve çevrenin korunmasını önceliklendirmektedir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

[View Source]

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More