ARTICLE
23 October 2026

Nadir Görülen Müessese: Şirket İhyasi

MP
EKSP Law Firm

Contributor

EKSP Law Firm is one of Türkiye’s leading independent law firms, providing high-standard legal advisory services to its clients both nationally and internationally. With over 30 years of experience and a dynamic, multidisciplinary team, we are guided by the rule of law and continue to serve as a reliable partner in navigating complex legal processes. Under the leadership of our experienced partners, EKSP operates across more than 10 sectors and 19 different practice areas, combining a boutique service approach with global reach. Our team consists of leading lawyers in Türkiye, recognized by some of the world’s most prestigious legal directories, including Chambers and Partners, Client Choice, and Legal 500.
Bildiğimiz üzere sermaye şirketleri, tüzel kişiliğe sahip bağımsız hak özneleridir. Şirketin faaliyetine son verilmesi ve tasfiye işlemlerinin neticelendirilerek ticaret sicilinden terkin edilmesi, bir şirketin tüzel kişiliğini sona erdirir. Bu şirket maddi ve usul hukuku bakımından hak ve fiil ehliyetini kaybederek hukuki hayatını sona erdirmiş olur.
Turkey Corporate/Commercial Law

1. Giriş

Bildiğimiz üzere sermaye şirketleri, tüzel kişiliğe sahip bağımsız hak özneleridir. Şirketin faaliyetine son verilmesi ve tasfiye işlemlerinin neticelendirilerek ticaret sicilinden terkin edilmesi, bir şirketin tüzel kişiliğini sona erdirir. Bu şirket maddi ve usul hukuku bakımından hak ve fiil ehliyetini kaybederek hukuki hayatını sona erdirmiş olur.  

Oysaki bir şirketin tasfiyesinin sonlanmasından aylar hatta yıllar sonra şirket mülkiyetinde unutulmuş bir taşınmaz veya taşınırın ortaya çıkması yahut şirket lehine tahsil edilmemiş alacakların mevcudiyeti veya şirketin taraf olduğu devam eden bir davanın varlığı uygulamada karşılaşılabilen vakalardandır. Ticaret sicilinden kaydı silinmiş bir şirket artık hukuken var olmadığı için, bu tür yarım kalmış işlerin tamamlanması veya hukuken sahipsiz kalan malvarlıklarının devredilmesi olağan yollarla mümkün olmamaktadır.

Bu tür kilitlenmeleri aşmak amacıyla Türk Ticaret Kanunu (“TTK”), şirketin tüzel kişiliğinin amaca özgü ve somut uyuşmazlıkla sınırlı olarak şirketi adeta canlandırarak tescil edilmesini sağlayan ek tasfiye yani “şirketin ihyası” müessesesini kabul etmiştir. Bu bilgi notunda, sık uygulanmadığı için hakkında pratik ve güncel bilgilerin derlenmesi amacıyla; ihya sürecinde sahada karşılaşılabilen bilhassa kurumlar arası kilitlenmeleri, sürece darbe vuran usuli zorlukları ve hayat kurtaran pratik çözüm taktiklerini ele alıyoruz.

2. Derdest Davadaki Kesin Süre ve Bekletici Mesele

Bir şirket herhangi bir dosyada davalı konumda iken sicilden terkin edilirse mahkeme davacıya ihya davası açması için kesin süre vermektedir. Ticaret Mahkemesinde ihya süreci aylar sürerken, asıl mahkemenin “kesin sürede dava açılmadı –“ gerekçesiyle davayı usulden reddetme riski doğabilmektedir. Bu nedenle ihya davası açılır açılmaz asıl dava dosyasına bildirim yapılmalı ve ihya davası için “bekletici mesele” kararı verilmesi talep edilmelidir.   

Uygulamada çok daha nadir rastlanmakla birlikte, şirketin davacı konumda olduğu bir dava sürerken sicilden terkin edilmesi de mümkündür. Bu durumda davayı takip edecek bir davacı fiilen kalmaz. Bunu fark eden davalı taraf iki yoldan birini seçebilir. İlki, yalnızca ilgili davanın sonuçlandırılmasıyla sınırlı olarak şirketin ihyasını talep etmektir. İkincisi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 150 uyarınca davayı takipsiz bırakmak, böylece dosyanın işlemden kaldırılmasını ve yenilenmediği takdirde açılmamış sayılmasını sağlamaktır. Ancak davalı lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin tasfiye edilmiş bir şirketten tahsili mümkün değildir. Bu nedenle, vekâlet ücretini tahsil edebilmek için davalı vekilinin de şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararı bulunacaktır.

3. Tasfiye Memurluğu

Tasfiye memurları bu süreçte basiretli bir yöneticinin özeniyle hareket etmek ve alacaklıların menfaatlerini gözetmekle yükümlüdürler. TTK m. 553 uyarınca tasfiye memurları, kanundan ve şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden birini ihlal etmekte kusurlu oldukları takdirde şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı şahsi malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar. 

Şirket adına devam eden bir davanın varlığını bildiği halde yargılamanın sonuçlanmasını beklemeden veya gereken teminatı ayırmadan şirketin terkinini sağlayan tasfiye memuru ağır kusurlu sayılır. Bu durumda, tasfiye memuru hem ihya davasında yargılama masraflarından hem de alacaklıların zararından kendi malvarlığıyla sorumlu olabilecektir.

İhya davalarında son tasfiye memuru hasım gösterilmelidir. Ancak pratikte bu kişilerin adres kayıtları eski, MERNİS adresleri yetersiz veya hatta kendileri yurt dışında dahi olabilmektedir. İlanen tebligat süreçleri ise davayı 1-2 yıl uzatabilmektedir. Böyle bir halde, davada tasfiye memurunun şirketle bağının koptuğu veya adrese ulaşılamadığı belirtilerek, sürecin tıkanmaması için mahkemeden ivedilikle 'tarafsız bir tasfiye memuru atanması' istenmelidir. Ayrıca, tasfiye memuru seçilirken profesyonel olmayan hissedarlardan birinin tasfiye memuru olarak seçilmesinin de şirketlerin tasfiyesi esnasında önüne geçilmelidir.

4. İhya Davasında Usul Hukukuna Dair Dikkat Edilmesi Gerekenler   

Şirketin yeniden canlandırılması talebiyle açılacak davalarda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleri, yetkili mahkeme ise şirketin kaydı silinmeden önceki merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.

İhya davasını; şirketin son tasfiye memurları, son yönetim kurulu üyeleri veya müdürleri, pay sahipleri ile şirketten alacağı olan ya da şirket aleyhine dava veya icra takibi yürüten alacaklılar açabilecektir. Ticaret sicili tarafından kendiliğinden silinen şirketler bakımından ise menfaati etkilenen ve haklı bir sebebi bulunan her ilgili bu davayı açma hakkına sahiptir.

Dava, şirketin kayıtlı olduğu Ticaret Sicili Müdürlüğü ile şirketin son tasfiye memuruna karşı birlikte açılmalıdır. Ticaret Sicili Müdürlüğü kanuni zorunluluk gereği davada yer aldığı için yasal hasım kabul edilir ve dava kabul edilse dahi sicil aleyhine mahkeme masrafına veya vekâlet ücretine hükmedilmez. Şirketin yeniden canlandırılması talebinde kural olarak bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı bulunmamaktadır; hukuki menfaat devam ettiği sürece dava her zaman açılabilir.

Mahkemeler şirketi genel olarak değil, yalnızca 'ilgili davanın/takibin yürütülmesi' amacıyla sınırlı olarak ve sadece o amaca ulaşılması için ihya edebilir. Hüküm fıkrasındaki küçük gözüken bir ifade eksikliği (örneğin icra dosya numarasının veya mahkeme esasının yazılmaması), Ticaret Sicil  Müdürlüğü'nün ihya tescil talebini reddetmesine yol açabilmektedir. Ayrıca, karar yazılırken hükmün infaza elverişli açıklıkta kurulması için mahkemeye talep formu sunulması da faydalı olabilmektedir.

5. Unutulan Son Adım: Yeniden Terkin

Ek tasfiye, yalnızca kararda belirtilen işle sınırlı bir geçici diriliştir. İş tamamlandığında tasfiye memurunun, şirketin ticaret sicilinden yeniden silinmesi için sicil müdürlüğüne başvurması gerekir. İhya edilen şirketin terkini kendiliğinden gerçekleşmez ve şirket sicilde “tasfiye hâlinde” görünmeye devam eder.

Bu ihtimalde şirket, yeni tebligat, olası haciz veya takiplerin muhatabı olmaya hukuken açık hâle gelir. İhya ile yeniden gündeme gelen vergi ve diğer idari yükümlülükler de sürebilir ve tasfiye memurunun görevi ve buna bağlı sorumluluğu da hukuken devam eder.

6. Sonuç ve Değerlendirme

Ülkemizdeki ekonomik koşulların etkisiyle konkordato veya iflas süreçleri dışında iradi olarak gerçekleşen şirket kapanışları ve tasfiye süreçleri giderek daha sık gündeme gelmektedir. Bu nedenle tasfiyeye karar veren şirketlerin, terkin öncesinde malvarlıklarını, alacaklarını, derdest dava ve icra takiplerini titizlikle tespit ederek tüm işlemleri sonuçlandırması öngörülmeyen komplikasyon ve risklerle muhtelif masrafların ortaya çıkmaması adına büyük önem taşımaktadır. Aksi hâlde, terkinden aylar hatta yıllar sonra bir ihya davasıyla karşılaşılması ve tasfiye memurunun şahsi sorumluluğunun gündeme gelmesi kaçınılmaz olabilecektir.  

İhya sürecinin en etkili çözümü, buna hiç ihtiyaç duyulmayacak şekilde şirketi kurarken gösterildiği şekilde özenli bir tasfiye süreci yürütülmesidir. Sık rastlanmayan ve alternatifi de olmayan bu müessese uygulamada öngörülmeyen sorunlara yol açabildiğinden en iyi çözüm ihya davasına duyulabilecek ihtiyacı hiç ortaya çıkartmayacak bir tasfiye süreci yürütmekse de kimi zaman gerek ihmal veya iletişimde aksaklıklar gerekse de öngörülemeyen sebeplerden bu davanın açılması zaruret teşkil edebilmektedir. O zaman da teorik bir şirketler hukuku konusu olmaktan ziyade, sahada mahkeme ile sicil arasındaki bürokratik engellerin ve tebligat krizlerinin doğru stratejik adımlarla yönetileceği bir usul maratonuna hazır olunmalıdır.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More