- within Tax topic(s)
Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıfları, Türk Medeni Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında düzenlenen, kendine özgü yapıya sahip vakıflardır. Bu kapsamdaki vakıfların hukuki niteliği, türleri ve bu vakıflardan doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme aşağıda ele alınmaktadır.
Foundations established to provide assistance to employees are regulated under the Turkish Civil Code and the relevant legislation and possess a distinctive legal structure. The legal nature and types of these foundations, as well as the court having jurisdiction over disputes arising from them, are examined below.
1. Genel Olarak
Türk Medeni Kanunu m.110'da düzenlenen çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıfları, yeni vakıfların özel bir türünü oluşturmakta olup kural olarak ilgili maddede yer alan hükümler tüm çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarına uygulanır. Söz konusu vakıflar, esas itibarıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 522. maddesi uyarınca, şirketin yöneticileri, çalışanları ve işçileri lehine yardım amacıyla ayrılan yedek akçelerin ve diğer malvarlığı unsurlarının şirketten ayrılması suretiyle kurulmaktadır1.
Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıfları, kurulma amaçları ve vakıftan yararlanan kişiler bakımından diğer vakıflardan ayrılmaktadır. Bu vakıfların amacı, belirli kurumlarda çalışanlara konut, emeklilik ve sağlık yardımları gibi menfaatler sağlamak olup, yararlanıcılar vakfın bağlı olduğu kurumun personelidir. Özel bir hüküm bulunmadıkça, vakıflara ilişkin genel hükümler bu vakıflar bakımından da uygulanır. Bununla birlikte, vakfın malvarlığının çalıştırılanların ve işçilerin yapacakları ödemelerle sağlanacak bölümünün işverene karşı vakfın bir alacağından ibaret olması, ancak bu alacak için yeterli güvence sağlanmış olmasına bağlıdır.
TMK m.110 uyarınca bu vakıflar, vakıftan yararlananların vakfa katkıda bulunup bulunmadıklarına göre iki gruba ayrılmaktadır.
2. Tek Taraflı Çalıştırılanlara ve İşçilere Yardım Vakıfları
Tek taraflı çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarında, vakıftan yararlanan çalışan ve işçiler vakıf malvarlığına herhangi bir katkıda bulunmaz; vakfın malvarlığı yalnızca vakfeden tarafından tahsis edilen değerlerden oluşur. Yararlananlar ödenti ödemediklerinden kural olarak vakfın yönetimine katılamazlar. Ancak vakıf senedinde hüküm bulunması hâlinde, vakıf edimlerinin yerine getirilmesini dava yoluyla talep edebilirler. Ayrıca vakıf yöneticileri, yararlananlara vakfın örgütü, işleyişi ve mali durumu hakkında bilgi verme yükümlülüğü altındadır.
3. İki Taraflı Çalıştırılanlara ve İşçilere Yardım Vakıfları
İki taraflı çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarında, vakfedenin vakfa özgülediği malvarlığına ek olarak vakıftan yararlanan çalışan ve işçiler de ödenti ödemek suretiyle vakfa katkıda bulunurlar. TMK m.110/II uyarınca vakfa ödenti veren yararlananlar en az yaptıkları katkı oranında vakıf yönetimine katılma hakkına sahip olup temsilcilerini mümkün olduğunca kendi aralarından seçerler.
Kanunda kullanılan “ödenti” kavramı tartışmalı olmakla birlikte, vakıflarda üyelik sisteminin bulunmaması nedeniyle bu kavramın vakıftan yararlanma şartı olarak kabul edilmesi daha uygun görülmektedir. Vakıf senediyle yararlananların yönetime katılım oranlarının artırılması mümkündür. Vakıf yöneticileri tek taraflı vakıflarda olduğu gibi yararlananlara vakfın örgütü, işleyişi ve mali durumu hakkında bilgi verme yükümlülüğü altındadır.
4. Görevli Mahkeme
Türk Medeni Kanunu m. 110/IV uyarınca, çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarından yararlananların, vakfın edimlerinin yerine getirilmesini dava yoluyla talep edebilmeleri, vakfa ödenti vermiş olmalarına veya vakfı düzenleyen hükümlerin kendilerine bu hakkı tanımış bulunmasına bağlıdır2. Bu kapsamda vakfa ödenti verilmesi iki taraflı çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıfları için geçerli olduğundan tek taraflı çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarına üye bulunanların dava açmaları yalnızca vakıf senedinde düzenleme bulunması halinde mümkündür.
Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarına üyelik her ne kadar işveren ile aralarında yer alan iş ilişkisi kapsamında gerçekleşse de, bu vakıflardan doğan talepler iş sözleşmesinden değil, doğrudan vakıf senedinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, vakıf senedinin uygulanmasından doğan alacak ve edim taleplerinde görevli mahkeme iş mahkemeleri değil, asliye hukuk mahkemeleridir. Nitekim çalıştırılanlar, iş ilişkisinden doğan alacak taleplerini işverene karşı iş mahkemelerinde, yararlananı oldukları vakıf senedinden kaynaklanan alacak ve edim taleplerini ise ilgili vakfa karşı asliye hukuk mahkemelerinde ileri sürmelidirler3.
Sonuç:
- Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıfları kural olarak TMK m.110 ve TTK m.522 hükümleri çerçevesinde kurulan, kendine özgü hukuki niteliklere sahip özel vakıflardır.
- Bu vakıflar, vakıftan yararlananların vakıf malvarlığına katkıda bulunup bulunmadıklarına göre tek taraflı ve iki taraflı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
- Söz konusu vakıf türünde de üyelik her ne kadar iş ilişkisi kapsamında gerçekleşse de, vakıf senedinin uygulanmasından doğan alacak ve edim talepleri iş sözleşmesinden değil vakıf senedinden kaynaklandığından, uyuşmazlıklarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir.
Footnotes
1. Bununla birlikte, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun uygulanmasına ilişkin Kanun'un 21maddesine ve son olarak 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun geçici 20maddesine göre kurulmuş çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıfları da mevcuttur.
2. “Vakıf senedi ile vakıf senedinin eki niteliğindeki "...Emeklilik Menfaatleri Sistemi Kuralları"nda, yararlananlardan ödenti kesileceğine ve hakların hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi halinde yararlananlara dava açma hakkı verildiğine dair herhangi bir düzenleme mevcut değildirDolayısıyla ödenti vermeyen davacının dava açma yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın açıklanan gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi doğru değildir.” Yargıtay 8Hukuk Dairesi, 02.03.2023 tarihli ve 2021/17483 E., 2023/1181 Ksayılı kararı.
3. “Davalı İşveren ..ile diğer davalı ..ayrı tüzel kişiliklere sahip olup işveren davalı 4857 sayılı İş Kanuna tabi iken diğer davalı Vakıf ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabidirDavalı işveren aleyhine açılan davada İş Mahkemesinin görevli olması sebebi ile İlk Derece Mahkemesi kararını görevsizlik nedeni ile kaldırıp dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, her iki davalı sıfatını davalı Vakıf üzerinden değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden bozulmasına karar verilmiştir.” Yargıtay 8Hukuk Dairesi, 26.06.2025 tarihli ve 2024/4968 E., 2025/4987 Ksayılı kararı.
The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.
[View Source]