ARTICLE
23 October 2026

Sözleşmenin Feshi İle Sözleşmeden Dönme Arasındaki Farklar

SO
Sakar Law Office

Contributor

Sakar is a client and solution oriented, investigative and innovative law firm based in Istanbul. Our Firm is committed to provide our clients with high-quality legal services and business-minded approach. We are a full service law firm to clients across a wide range of areas including Mergers and Acquisitions, Corporate and Commercial, Contracts, Banking and Finance, Competition, Litigation, Employment, Real Estate, Energy, Capital Markets, Foundations, E-commerce, Media and Technology, Data Privacy and Data Protection and Intellectual Property. In order to offer the best possible service for our clients, we harness the latest market developments in legal technology and innovation and we closely follow the legislative changes in Turkish Law. Our lawyers are multi-specialists, equipped to handle a broad range of legal matters. In addition to our depth of experience and awareness of market practice, clients know they will benefit from our team’s innovative mindset and willingness.
Sözleşmeler, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulan, hukuki sonuç doğuran ve taraflar arasında borç ilişkisi meydana getiren hukuki işlemlerdir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca taraflar, kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine, kişilik haklarına ve ahlaka aykırı olmamak kaydıyla sözleşmenin içeriğini belirleyebilirler. Bununla birlikte, sözleşmenin kurulmasıyla meydana gelen hukuki ilişkinin hangi şartlarda sona ereceği de en az sözleşmenin kurulması kadar önemlidir.
Turkey Employment and HR

I. Giriş

Sözleşmeler, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulan, hukuki sonuç doğuran ve taraflar arasında borç ilişkisi meydana getiren hukuki işlemlerdir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca taraflar, kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine, kişilik haklarına ve ahlaka aykırı olmamak kaydıyla sözleşmenin içeriğini belirleyebilirler. Bununla birlikte, sözleşmenin kurulmasıyla meydana gelen hukuki ilişkinin hangi şartlarda sona ereceği de en az sözleşmenin kurulması kadar önemlidir.

Sözleşme ilişkisi; tarafların karşılıklı anlaşması, borcun ifası, imkânsızlık, borçlu temerrüdü, fesih, sözleşmeden dönme ve kanunda öngörülen diğer sebeplerle sona erebilir. Ancak sözleşmenin sona ermesine yol açan hukuki mekanizmaların tamamı aynı sonuçları doğurmaz. Özellikle sözleşmenin feshi ile sözleşmeden dönme arasındaki ayrım, tarafların daha önce ifa ettikleri edimlerin iadesi, gelecekteki borçların sona ermesi ve tazminat taleplerinin kapsamı açısından belirleyici niteliktedir.

Uygulamada sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin ihtarnamelerde, dava dilekçelerinde ve sözleşme hükümlerinde “fesih”, “dönme”, “iptal” ve “cayma” ifadelerinin zaman zaman birbirinin yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu kavramların her biri farklı hukuki şartlara ve sonuçlara tabi olabilir. Tarafın kullandığı ifadenin yanı sıra, irade açıklamasının içeriğinin, sözleşmenin türünün ve uygulanacak kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Bu bağlamda, sözleşmenin feshi ile sözleşmeden dönme arasındaki ayrımın yalnızca terminolojik bir mesele olmadığı; doğrudan doğruya uyuşmazlığın çözümünü, iade yükümlülüklerini ve tazminat sorumluluğunu etkilediği söylenebilir.

II. Sözleşmenin Feshi Kavramı ve Hukuki niteliği

Sözleşmenin feshi, kural olarak sürekli borç ilişkisi meydana getiren bir sözleşmenin, fesih hakkının usulüne uygun biçimde kullanılmasıyla ileriye etkili olarak sona erdirilmesidir. Fesih, hukuki niteliği itibarıyla bozucu yenilik doğuran bir hak olarak değerlendirilir. Bu hakkın usulüne uygun kullanılmasıyla sözleşme ilişkisinin geleceğe yönelik devamı engellenir.

Fesih, sözleşmenin kurulduğu andan itibaren hiç hüküm doğurmamış sayılması sonucunu kural olarak doğurmaz. Fesih anına kadar geçerli biçimde meydana gelmiş ve ifa edilmiş edimler, sırf fesih nedeniyle kendiliğinden ortadan kalkmaz. Başka bir ifadeyle, fesih tarihine kadar devam eden hukuki ilişki ve bu ilişki kapsamında doğmuş hak ve borçlar, ilgili sözleşme türünün ve özel düzenlemelerin aksini öngörmediği ölçüde varlığını korur.

Örneğin, bir kira sözleşmesinin usulüne uygun şekilde feshedilmesi hâlinde, kiracının fesih tarihine kadar doğmuş kira borçları kural olarak ortadan kalkmaz. Benzer şekilde, sürekli hizmet ilişkilerinde fesih tarihine kadar hak edilmiş ücret ve diğer alacaklar, sözleşmenin sona ermesiyle kendiliğinden hükümsüz hâle gelmez.

III. Sözleşmeden Dönme Kavramı ve Hukuki Niteliği

Sözleşmeden dönme, kanunda veya sözleşmede öngörülen şartların gerçekleşmesi üzerine, yetkili tarafın tek taraflı irade açıklamasıyla sözleşme ilişkisini kural olarak geçmişe etkili biçimde ortadan kaldıran bir hukuki işlemdir.

Dönmenin temel amacı, sözleşme nedeniyle meydana gelen edim değişimini tasfiye etmek ve tarafları, mümkün olduğu ölçüde, sözleşme ifa edilmeden önceki malvarlıksal duruma yaklaştırmaktır. Bu nedenle sözleşmeden dönme, özellikle ani edimli sözleşmelerde önem taşımaktadır.

Dönme hakkının kullanılmasıyla taraflar, sözleşmeden kaynaklanan ve henüz yerine getirilmemiş asli edim yükümlülüklerinden kural olarak kurtulurlar. Daha önce ifa edilmiş edimler ise ilgili hukuki rejim çerçevesinde iade konusu olur.

Ancak dönmenin geçmişe etkili sonuç doğurması, sözleşmeden kaynaklanan bütün hukuki sonuçların her durumda ve istisnasız biçimde ortadan kalktığı anlamına gelmez. İade yükümlülükleri, tazminat talepleri, temerrüt sonuçları ve üçüncü kişilerin hakları somut olayın özelliklerine ve uygulanacak hükümlere göre ayrıca değerlendirilmelidir.

IV. Sözleşmenin Feshi ile Sözleşmeden Dönme Arasındaki Temel Farklar

  1. Hukuki sonuçların zaman bakımından etkisi

Fesih ile dönme arasındaki en temel ayrım, sözleşmenin sona ermesinin zaman bakımından doğurduğu sonuçlarda ortaya çıkar.

Fesih, sürekli borç ilişkilerinde ileriye etkili sonuç doğurur. Bu durumda sözleşme, fesih anına kadar hukuki sonuçlarını meydana getirmeye devam eder; fesih sonrasında ise sözleşme ilişkisinin geleceğe yönelik devamı sona erer.

Buna karşılık sözleşmeden dönme, kural olarak geçmişe etkili sonuç doğurur. Dönme ile tarafların karşılıklı edim yükümlülükleri sona erer ve daha önce yerine getirilmiş edimlerin iadesi gündeme gelir.

Bu ayrım, özellikle sözleşme kapsamında uzun süre boyunca ifada bulunulmuş olması hâlinde önem kazanır. Sürekli borç ilişkilerinde geçmişte gerçekleşmiş ifaların bütünüyle geri alınması çoğu zaman mümkün veya hakkaniyete uygun olmadığından, ileriye etkili sona erme esas alınır.

Bununla birlikte, sözleşmenin niteliği ve özel kanuni hükümler nedeniyle istisnai sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle fesih ve dönme arasındaki ayrım değerlendirilirken sözleşmenin yalnızca adı değil, edimlerin yapısı ve sona erme rejimi esas alınmalıdır.

  1. Sözleşmenin türü bakımından fark

Sözleşmenin ani edimli veya sürekli edimli olması, uygulanacak sona erme mekanizmasının belirlenmesinde temel ölçütlerden biridir.

Ani edimli sözleşmelerde, borçlunun asli edimi genellikle tek bir anda veya bir bütün hâlinde yerine getirilir. Satış sözleşmesi, bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Satıcının malı teslim etmesi ve mülkiyetin geçirilmesine ilişkin edimlerinin niteliği, sözleşmenin ani edimli olarak değerlendirilmesinde önem taşır.

Sürekli edimli sözleşmelerde ise edimin ifası zamana yayılır ve borç ilişkisi belirli bir süre boyunca devam eder. Kira sözleşmesinde kiralananın kullanıma elverişli tutulması, hizmet sözleşmesinde iş görme borcu ve belirli abonelik ilişkilerindeki sürekli hizmet sunumu bu kapsamda değerlendirilebilir.

Genel olarak ani edimli sözleşmelerde dönme; sürekli edimli sözleşmelerde ise fesih kavramı ön plana çıkar. Bununla birlikte bu ayrım mutlak değildir. Sözleşmenin özel niteliği, kanuni düzenlemeler ve yargısal içtihatlar, genel kuraldan farklı sonuçlara yol açabilir.Özellikle eser sözleşmeleri ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri gibi uyuşmazlıklarda, sözleşmenin sona ermesinin geriye veya ileriye etkili olup olmayacağı ayrıca incelenmelidir.

  1. İfa edilmiş edimlerin iadesi

Sözleşmenin feshi ile sözleşmeden dönme arasındaki önemli farklardan biri, daha önce ifa edilen edimlerin akıbetidir.

Sözleşmeden dönme hâlinde, taraflar daha önce karşı taraftan aldıkları edimleri ilgili hukuki rejim çerçevesinde geri vermekle yükümlü olabilir. Örneğin, satış bedelinin ödenmesine rağmen malın sözleşmeye uygun şekilde teslim edilmemesi ve dönme hakkının geçerli biçimde kullanılması durumunda, ödenen bedelin iadesi gündeme gelebilir.

Fesihte ise fesih tarihine kadar ifa edilmiş edimler, kural olarak geçerliliğini korur. Örneğin, bir kira sözleşmesinin sona ermesi, kiracının geçmiş dönemlerde fiilen yararlandığı konut için ödediği kira bedellerinin kendiliğinden iadesini gerektirmez.

  1. Tazminat talepleri bakımından fark

Fesih ve dönme, tazminat taleplerini kendiliğinden ortadan kaldıran işlemler değildir. Bununla birlikte, talep edilebilecek tazminatın türü ve kapsamı bakımından önemli farklılıklar söz konusu olabilir.

TBK m. 125 kapsamında sözleşmeden dönme hâlinde, borçlunun temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edememesi şartıyla alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini talep edebilir. Bu kapsamda, şartları gerçekleştiğinde, sözleşme hiç kurulmamış olsaydı malvarlığının bulunacağı durumla bağlantılı menfi zarar gündeme gelebilir.

Fesih hâlinde ise sözleşmeye aykırılık nedeniyle doğan zararlar, fesih hakkının dayanağı ve ilgili kanuni düzenlemeler çerçevesinde talep edilebilir. Özellikle sürekli borç ilişkilerinde, fesih tarihine kadar doğmuş alacaklar ile sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan zararların birbirinden ayrılması gerekir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, tazminatın kapsamının yalnızca sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılan kavrama göre belirlenemeyeceğidir. Borçlunun kusuru, uygun illiyet bağı, zarar, temerrüt şartları, sözleşme hükümleri ve uygulanacak özel hükümler birlikte değerlendirilmelidir.

The content of this article is intended to provide a general guide to the subject matter. Specialist advice should be sought about your specific circumstances.

Mondaq uses cookies on this website. By using our website you agree to our use of cookies as set out in our Privacy Policy.

Learn More